• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
BELGESEL / FİLM
SİLİVRİ DAVALARI
AKP - PKK
YASA - HUKUK - ADALET
ORTADOĞU - BOP
YOLSUZLUKLAR
AKP - İHANET
AKP ANAYASASI - BAŞKANLIK SİSTEMİ
2.NCİ DÜNYA SAVAŞI BELGESELİ. ( KİMİ BELGELER " YANLI " OLSA DA, İZLEYİN. GÜNÜMÜZE IŞIK TUTABİLİR. )

NÖBETÇİ NALBUR

NÖBETÇİ NALBUR

90’ların başı.

Boğaz’da, hatırı sayılır bir işletmede müzik yapıyoruz.

Aramıza yeni katılan bass gitarcı bir arkadaşımız var. Ancak, dayanabilene aşk olsun.

Orkestra şefimizin ( kulakların çınlasın Atilla ) yakın arkadaşı olduğu için grupta.

Müzikle hiç alakası yok.

Nalburiye dükkanı varmış. Bedava içki içebilmek, bir iki hanımla tanışabilmek için aramıza katılmış.

Gece, sabaha dek dükkanda kafa çektiklerinden dolayı lakabı “nöbetçi nalbur” olarak kalmış.

Aylarca, katlanmak zorunda kaldık.

 

Yıllar sonra, turistik bir otelde “klavye çalmayan” ama, klavyenin başında değme şovmenlere taş çıkartan bir arkadaşla tanıştım.

Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak, böyle bir şey işte.

Flaş belleği takın klavyeye, basın düğmeye…

… niye siz, çalasınız ki ? Çalıyor işte.

Öğrendik ki arkadaşın mesleği “inşaatlarda kaynakçı” imiş.

 

Benim bir taneciğim, gözümün nuru, hayatımın anlamı… anneciğim anlatmıştı.

“Ankara radyo evi’ne sanatçı olarak ilk başladığımızda, Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan şan öğretmenleri gelir, bizlere ders verirlerdi. Dil Tarih Fakültesi öğretim üyeleri, şarkılarda geçen Osmanlıca kelimelerin anlamını öğretir, telaffuz çalıştırırlardı…”

Şimdilerde, turistik otellerde, restoran ve barlarda  şarkı söyleyen arkadaşlardan bir çoğu, ( bırakın doğru telaffuzu ) şarkı sözlerinin neyi içerdiğinden bihaber.

Müzisyen kardeşlerimin bir çoğu, kitaplardan, internetten öğrendikleri basma kalıp akorlarla parça çalmaya uğraşıyorlar.

Bu akorların nerede, nasıl kullanılacağı, hak getire.

İnanmayacaksınız ama, gitarını “ordu zoruyla” senede bir akord eden arkadaşlar bile var.

 

Neden mi bu kadar acımasızca eleştiriyorum ?

Daha önce de yazmıştım.

İstanbul’un en batakhane pavyonlarından tutun da, en gözde mekanlarına dek, neredeyse her yerde çalıştım. Zamanın en büyük isimlerine çalma şansım oldu.

Önümüze “nota” konduktan sonra sorun, yoktu.

Güzel dostum, can yoldaşım, bu dünyada bana katlanabilen tek adam Engin Düzyol’la birlikte İstanbul’un kurtları arasından sıyrılarak, solistlerin orkestra partisyonlarını yazmayı başardık. Hatta, Anadolu turnelerinin gözdeleri olduk.

Anımsadığım kadarıyla Tatvan’da, spor salonunda idik.

Bizler aletleri kurarken, bir yandan da sevgili sanatçımız Coşkun Demir ile sohbet ediyorduk.

Bir ara Engin’e iki genç yanaştı, bir şeyler sordular. Engin, beni işaret etti.

Yanıma gelip, sordular…

“Abi, Deli Necmi sen misin ?”

“Benim de, nereden tanıyorsunuz ?”

“Seni, müzisyenliğini kim tanımaz abi? Bir fotoğraf çektirelim”

Coşkun, küplere biniyordu.

“Ulan ben, koskoca Coşkun Demir’im, biri çıkıp da fotoğraf çektirelim demedi”

 

Anlayacağınız; ( araya, kazara bazıları sıkışsa da ) devlet zoruyla gitar akord edenlerin, bizim camiamızda işi yoktu.

  NTS.

20.4.2021. SALI.


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam194
Toplam Ziyaret940343
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.65868.6933
Euro10.312510.3538
Hava Durumu
YAZILARIM - DUYURULARIM
TGB - DEVRİM
İŞÇİ PARTİSİ - PERİNÇEK
AKP - CEMAAT
SEÇİMLER
YAZI DİZİSİ