• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
BELGESEL / FİLM
SİLİVRİ DAVALARI
AKP - PKK
YASA - HUKUK - ADALET
ORTADOĞU - BOP
YOLSUZLUKLAR
AKP - İHANET
AKP ANAYASASI - BAŞKANLIK SİSTEMİ
2.NCİ DÜNYA SAVAŞI BELGESELİ. ( KİMİ BELGELER " YANLI " OLSA DA, İZLEYİN. GÜNÜMÜZE IŞIK TUTABİLİR. )

TÜRKALİ, ŞEFİK HÜSNÜ'YÜ ANLATIYOR

Odatv’den okurlarına bayram hediyesi

Soner Yalçın, Türkali’ye yoldaşı Dr. Şefik Hüsnü’yü ve eski TKP’yi sormuş, Türkali cam gibi hafızasıyla ilerleyen yaşına rağmen o günleri dün gibi anlatmıştı...

11.09.2016 22:17 

Usta yazar Vedat Türkali’yi geçen günlerde kaybettik.

Türkali hem romancı olarak hem de Türkiye sol tarihinin yaşayan en eski tanıklarından biri olarak hafızalarda yer etti.

Gazeteci Soner Yalçın ölümünden aylar önce Vedat Türkali ile tarih çalışmaları için görüşmüştü. Yalçın, Türkali’ye yoldaşı Dr. Şefik Hüsnü’yü ve eski TKP’yi sormuş, Türkali cam gibi hafızasıyla ilerleyen yaşına rağmen o günleri dün gibi anlatmıştı. Yalçın ile Türkali görüşmesinden geriye Yalçın’ın notları, ses kayıtları ve Türkali’nin son dönemlerine ait tarihi görüntüler kaldı.

Odatv o görüşmenin kısa bir özetini Bayram hediyesi olarak okuyucularıyla iki bölüm halinde paylaşıyor.

İlk bölümünü yayınladığımız bugünkü görüntüler şöyle:

İstanbul'da münasebetler kuruyor ve münasebetlerde, TKP'nin Bakü'dekiler dağılıyor ya, bu el atmak istiyor. Akıllı bir adamdı...1920 senesinde Beşiktaş'ta o yol var ya; merdiven, orada apartmanlar var, onların birinde doktor o. Orada ilk kongreyi topluyor. Kongreye davet edilenler Ankara grubundan; o zaman Ankara'da komünistler var, Mustafa Kemal'in de tuttukları var.  Mustafa Kemal de biliyorsun bir Komünist partisi kurdurdu orada ama yürümedi.

Sonra...Ahmet Cevat Emre var orada, bir veteriner var-adını unuttum- ermenilerin Hınçak grubundan katılanlar vardı. Onlar biliyorsun Taşnak Sutyün ve Hınçaklar...Bir de, şimdi Beyoğlu'nda tünele giderken solda bir bina var, orada Rumların bir sendikası vardı, adı da Genel İş Sendikası gibi bir şey. Orada bir adam var, o da katılıyor ama onun ne olduğu belli değil, tehditle para almak istiyor.

Doktora , 'Sen en çok aydınlara önem veriyorsun, bu emekçilerin işidir, yalnız bir aydınlar partisi olmaz.' diyolar. O sırada Mustafa Kemal İzmir'de bir İktisat Kongresi topluyor. Ve oraya Anadolunun çeşitli yerlerinden insanlar çağırdı, onların hepsi davetliydi. Kimseye bilet gönderilmedi. Şefik Hüsnü malesef  kongreye ikinci gün gidebildi. Çünkü malesef yol parası bulamadı. Orada yanılmıyorsam 'Biz Kemalist Hareket'i destekleyeceğiz' gibi net bir laf etti. Sonra komüternin ikinci başkanı onu çok esaslı tenkit etti.

ŞEFIK HÜSNÜ'YLE NASIL KARŞILAŞTIM?

35-36'da Samsun'da TKP'ye girdim ama o yıllarda komitern, yaklaşan 1. Cihan Harbi'nde hangi meleketler savaştan yanadır, hangileri savaştan bi çıkar beklemez; Türkiye'yi savaşta bir menfaati olmayan devlete ayırılıyorlar. Bize de TKP, 'Artık gizlilik yok, Kemalist hareketi destekleyeceğiz' diyor. Kemalist hareketin ilerici, barışçı yanlarını, işçi emekçiye olan yanlarını destekleyeceğiz. Ve yardımcısı olmaya çalışacağız, görevimiz bu' diyorlar ve bütün gizli örgütü lağvediyorlar. Herkes bir yana gidiyor. Şefik Hüsnü de Paris'e gidiyor. Paris'te Türkiye'nin ilk marksistlerinden Sadreddin Celal'le karışılıyor. Hatta ona 'Vazgeçtin sen bu işten' diyor. Sadreddin Celal de 'Ben de sen vazgeçtin sandım, ben işime devam ediyorum.' diyor.

Sadreddin Celal üniversitede pedagojik çalışmalar yapıyor. Ben de onun talebesiyim o zaman. Ben gizlide çalışıyordum epeydir. Tevfikatlar oldu filan. Koptuk tabi. Bana verilen habere göre Moda'da bir yer var, yeni fikir sokak 22 numara, 'aklında bu kalsın çünkü daha evvel partiyle ilişkimizi bu kurdurdu' dedi.Gittim; kapıyı çaldım, Emin açtı. 'Benim böyle işlerke alakam yok' dedi. Ve ben, 'sen git söyle; ben yarın geleceğim yine, beni alır, o zaman ne dediğimi anlamış olursun' dedim.  Ertesi gün gittim, kapıyı açtı, boynuma sarıldı. 'Şefik Hüsnü'ye gidiyoruz' dedi. İlk defa Şefik Hüsnü'yü orada gördüm. Kapıda beni karşıladı. Paristen dönmeden evvel İçişleri Bakanı Hüsnü Kaya'nın kardeşi diyor ki, 'Bizim birader buraya gelecek; siyasi hiçbir şey yapmayacak, burda oturacak' diyor. Hüsnü Kaya da, 'Hiç tavsiye etmem, burada rahat bırakmazlar onu' diyor. Buna rağmen Şefik Hüsnü büyük bir umutla geliyor. Geldiğinden 10 dakika sonra polis kapıyı çalışıyor 'gelin karakola' diyor.

BEN HALA ASKERİM

 Türkiye'de gidişatların ne kadar farklı olduğunu malesef kavrayamadı. Türkiye'de partiler kurulmaya başladı. Ben gittim, eskiden arka odaya alıyordu. Bu sefer beni tam sokağın başındaki koltuğa oturttu. 'Artık legalite' dedi. 'Ama ben askerim hala' dedim. 'Gerekirse bir kaç ay birşeyle kurtulmaya bak, başka çare yok' dedi. Bana dediler ki, 'bir an evvel gel'. Ben sevinç içindeyim; tabi hemen kalktım, Akşehir'e gittim. Orada subaylar gazinosunda ne kadar sol yayın varsa hepsini koydum önüme. Hır çıkarmak maksadım.  Gelip de sorsunlar istiyordum. 'Bu kitapları niye okuyorsun' diye. Bir tek kişi bile sormadı. Ertesi sabah gazetelerde manşet: 'Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi kapatıldı, Şefik Hüsnü tevkif edildi.' Hemen eve gittik; kitapların hepsini yeraltı ettik.

ŞEFİK HÜSNÜ’NÜN YARGILANMASI

Şefik Hüsnü'yü tevkif ettiler, mahkeme başladı. Ben haber yolladım hapishaneye; hapisanede benim tanıdıklar var. 'Bir diyeceği var mı doktorun, bir emri varmı?'... 'Gözlerinden öperim;sabırla beklesin, hep böyle devam etmeyecek' diye haber geldi. O günlerde de işin kötüsü Türkiye Sovyetlerle kötü bir haldeydi. Boğazlar meselesi, Kars-Ardahan meselesi. Şefik Hüsnü,'İsteyen yok canım, basın uyduruyor, onlar konuşalım bunları diyor, konuşmaktan bir zarar olmaz' diyor. Ben henüz tevkif edilmemiştim. Bunun cezasınınğ aşağı yukarı öğrenmişler, nüfuzlu aileler var. Gelip haber verdiler. 'Doktor sana 5 yıl verdiler' diye. Doktor bir asabileşmiş. 'Yalan' demiş bu söz. 'Bunu kim haber yaptıysa provakatör bu' demiş. Yani öyle duygusal yönleri de var...

5 yılı aldı ve yattı. Sonra tahliye oldu. Tahliye olunca bizim Mihri de gelmiş. Mihri de zaten iyi tanırdı. Bunlar beraber eskilerden Ahmet Fırıncı var, onu ziyarete gitmişler. Kapıyı açmamış. Sebebi de şu: 'Söylemesem canım yanmazdı..' diyor. Çünkü bu  haberler olunca doktora gitmiş. 'Bak ortalık karışık; bunlar mutlaka bir baskın yapacaklar, bir şey varsa, ver ben saklayım onları' demiş. Doktor gayet ciddiyetle suratını asıp, 'Bende saklı hiçbir şey yoktur.' demiş. Sonra bir baskın...Bir sürü mektup.. Hep komüterne yazılmış mektuplar; hepsi de gizli. Ahmet, 'Onlar yakalanmasaydı biz mahkum da olmazdık' diyor. Dediği de doğru.

1951 TEVFIKATINA GELDİM ŞİMDİ...

Askeri lisede çok sevilen bir hocaydım. Talebeler çok seviyorlardı. Ben çünkü askeri lisede ilk defa 'Sezar'ı oynattım. Fotoğrafları görsen şaşarsın. Hatta benim felsefe hocam Asım Bey, "Sen askeri lisede devrim yapmışssın' dedi. Ben yakalanınca öğrenciler isyan etmişler. Bizim hoca da, 'Biz sizin hocanızı biliyorduk; o kadar değerliydi ki kıyamıyorduk ama o kendine kıydı' demiş.

Sevim Belli o zamanlar Paris'te okuyordu. Uçak filan yok, vapurla gidip geliyorlar. Bu, kalkıp İstanbul'a geldi, bana haber geldi. Ben de o zaman partimin başkanı olan Zeki Baştımar var,Allah'ın ahmağı... 'Sevim Belli gelmiş' dedim. 'Ha... Onu ben görmek istiyorum.' dedi. Içim cız etti. Çünkü ben ona en az on defa söyledim: 'Yahu Zeki, takip ediyorlar, mutlaka yakalanacağız.'  Zeki teslim olmuş, artık gizli bir şey yapmıyoruz diye. Onu Ankara'da meclisin kitaplığında memur yapmışlar. Bana sorsalardı 'bu adamı nerden tanıyorsun' diye; 'Valla, Zeki Beyi tanırım, tercümeleri var. Ben de Nazım da çok severiz.' Nazım da ortalarda yok.  O tutturdu, 'Öyle birşeyde tanımıyorum' diyeceksin. 'Yahu Zeki, tanımıyorum demekle bitmez bu iş.' 'Takip mi; ben derhal anlarım' diyordu.

ZEKİ BAŞTIMAR’I SEVMEZDİ

Her hafta siyasi icmal yapardık. Yabancı dilden Mihri yapar. Şefik Hüsnü fransızca gazeteler okur, ondan aldığı notlarla çok ciddi ve gayet dikkatli bir tahlil yapardı. Koğuşta 168 kişi olduk. Ara sıra kavgalar filan olurdu. Bizim koğuşun başında Zeki vardı. Bu harekete gelmiş ve gelecek en ahmak adamdır. Ve bizim tevfikatın baş sebebi odur. Neyse..Şefik hüsnü de pek sevmezdi Zeki'yi. Yemekler... Büyük bir kazanımız vardı. Bir kaç arkadaş var; bizim Reşat yemek yapardı, ben de yardımcısıydım onun. Zaten yemek dediğin bir kap yemek yapardık, onu bölerdik aramızda. Yalnız Şefik Hüsnü'ye yaşlı olduğu için evden kardeşi Hakkı Bey sefer tasıyla her gün yemek getiriyordu. Ve dört arkadaş bu yemekleri ısıtıp önüne koyuyordu. Doktor yaşlı bir adamdı. Bir gün benim haklı olduğumu gördü; birden kızdı ve çıktı.  Reşat'la biz gerilime düştük; çünkü yol kesen, serselik yapan adamlar komünist vasfına yakışmayacak kişiler. Dövüş yapıyordu. Bir tanesi vardı, bir arkadaşa ana avrat küfür ederek dövmüş. Birden doktor çıktı gitti, ben de yanına gittim. 'Bu olmaz' dedi. 'Bak Doktor Hikmet olsa, o başka' dedi. 'Bunların hiçbirine benzemez' dedi. Hikmet Kıvılcımlı Marksizmi kendine göre yorumlar yapmış fakat net şeyler koyduğu doğrudur. 

ŞEFİK HÜSNÜ İŞKENCE GÖRÜYOR

İşkenceler...Bir tabureye oturttular. Tam uykusu düşeceği zaman uyandırıyorlar. 'Eve devamlı tembih ettim' dedi. 'Hep bol şekerli yemekler istedim. Onlar geldi, ben düşmedim' dedi. Ve o taburede 38 gün kalmış. Daha ne olsun...

Biz Sultan Ahmet Cezaevi'ndeydik. Bir gün, ben Ankara'ya gideceğim, ayrıcalacağız. 'Yüzbaşı bak! Bu heriflerin hayatta büyük korkuları var. (İktidardakiler yani) Birisi ordu, öteki Kürt sorunu. Eğer Türkiye'de bir şey patlak verecekse mutlaka bunlardan birinde verecek.' Dediği de aynen çıktı.

İkinci bölüm: Salı günü

Odatv.com


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam194
Toplam Ziyaret940343
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.65868.6933
Euro10.312510.3538
Hava Durumu
YAZILARIM - DUYURULARIM
TGB - DEVRİM
İŞÇİ PARTİSİ - PERİNÇEK
AKP - CEMAAT
SEÇİMLER
YAZI DİZİSİ